YGS sınavında soruların basit bir şifre ile çözülebileceğinin ortaya çıkmasıyla sınavın üzerine şaibe düştü. İlk akla gelen geçtiğimiz yıl KPSS sınavında olduğu gibi belirli kişilere avantaj sağlamak üzere bilinçli bir organizasyon oldu. Bu önemli iddialara tam anlamıyla bir telaş içinde cevap verilmeye çalışıldı. ÖSYM, Cumhurbaşkanı, Milli Eğitim Bakanı, Başbakan ve nihayet iktidarın yayın organları olarak çalışan medya kuruluşları el ele vererek meseleyi örtbas etmeye giriştiler. Ancak ne güneş balçıkla sıvanabiliyor ne de mızrak çuvala sığıyor. 1 milyon 700 bin gencin katıldığı sınav da apaçık yolsuzluk yapılmıştır.
Yolsuzluğun kanıtı ÖSYM’nin kendisinde
Üstelik bu yolsuzluğun yapılmış olduğu hiçbir özel delile gerek olmaksızın bizzat ÖSYM tarafından yapılan açıklamalarla kanıtlanmıştır. ÖSYM’nin baştan beri yaptığı tüm açıklamalar çelişkilidir. Olağanüstü güvenlik önlemlerinin alınması ÖSYM’nin masumiyetinin delili olarak sunulmaktadır. Baştan beri savunmanın temeline oturtulan bu yaklaşıma göre sınav salonuna kalem dahi sokmayan, sınav sorularının hazırlandığı merkezden dışarı çöp bile çıkarmayan, sınav sabahı cep telefonu operatörlerinin faaliyetlerini durdurmasını önerecek kadar ileri giden ÖSYM kesinlikle suçlanamaz. Oysa bu savunmanın kendisi bir itiraf niteliğindedir. Çünkü YGS’de iddia soruların çalınması değil şifrelenerek ve şifrelerin servis edilerek belirli kişilere çıkar sağlanmasıdır. Yani şifreyi bilen adaylar sınav günü tüm GSM operatörleri kapatılsa hatta bir günlük sıkıyönetim ilan edilse bile soruları şifreyle doğru yanıtlayacaklardı.
Herkese ayrı kitapçık ama her kitapçıkta aynı şifre
Her öğrenciye ayrı sınav kitapçığı hazırlamış olmak bir güvenlik önlemi olarak sunuldu. Oysa bu sınavlara girmiş olan herkes bilir ki 10 ayrı kitapçık hazırlandığında bir öğrencinin önünde, arkasında, sağında ya da solunda oturan öğrencilerden kopya çekmesi olanaksız hale gelir. Her öğrenciye ayrı kitapçığın hiçbir ek güvenlik getirisi yoktur. Hele ki kitapçıklar şifreli olduktan sonra kimde hangi kitapçığın olduğunun hiçbir önemi kalmamaktadır.
Sınavda “mod medyan” çıkacak!
ÖSYM her öğrenciye ayrı sınav kitapçığı çıkarıldığını açıklamış ancak 1 milyon 700 bin’den az sayıda cevap anahtarı olduğu ortaya çıkınca susmuştu. (Cumhurbaşkanı Gül’ün en çok bu açıklamayla ikna olmuş olduğunu hatırlamak gerek.) Şifrenin “Meteksan matbaasının işgüzarlığı” ile basına verilen kitapçıktakinden ibaret olduğu da yalan çıkmıştır. ÖSYM’nin sitesine koyduğu kitapçıklarda da şifreleme olduğunu Milliyet yazarı Abbas Güçlü ayrıntılı ve somut bir şekilde ortaya koymuş ancak bu konuya da net bir cevap verilememiştir. Şifrenin temelinde yer aldığı söylenen “Mod medyan” kavramının internette aranma sayısı sınavdan günler önce 5 kat arttığı ortaya çıkmıştır.
Ali Demir’in itiraf mektubu
Nihayet ÖSYM Başkanı Ali Demir öğrencilerin “içini rahatlatmaya” yönelik bir mektup kaleme almış ve bu mektupla hepimizin içini sadece yolsuzluğun gerçek olduğu konusunda rahatlatmıştır. Ali Demir’in mektubu bir itiraf mektubudur. Mektupta şifre olduğunu kabul etmiş ancak bu şifrenin sehven (yanlışlıkla) konduğunu savunmuştur. Oysa kitapçıklar sehven yanlış basılabilir, sehven sayfa eksik olabilir, sehven soru hatalı olabilir, sehven her şey olabilir ama sehven şifre konamaz.
Ali Demir kendi kendini ele vermeye devam etmiştir. Mektupta önce “Sınavda adaylar tarafından kullanılan soru kitapçıklarının incelemesi devam etmektedir” demiş, mektubun bir başka yerinde ise “ÖSYM size hak ve adalet ölçülerinde modern çağın imkânlarını kullanarak sınav hazırlamış, yürütmüş ve değerlendirmelerini tamamlamıştır” buyurmuştur. Böylece Ali Demir kitapçıkları gerçekten incelemeden yolsuzluk iddialarını yalanladığını itiraf etmiştir. Bu tutum bir sorunun üzerine gitme değil meselenin üstünü kapatma tutumudur.
İlk bine girenler değil tüm adaylar incelenmeli
Devam ediyor… Yolsuzluk iddiasıyla ilk bine girenlerin araştırılacağı açıklanmıştır. Bu açıklama da tam anlamıyla mızrağı çuvala sığdırmaya yöneliktir. Çünkü KPSS skandalında sorular adaylara verilmiş daha sonra da tüm soruları doğru yanıtlayanlar yakalanmıştı. YGS’de ise şifre tüm soruları kapsamıyor. Üstelik zor sorularla sınırlı değil genel olarak cevapları sayılardan oluşan soruları kapsıyor. YGS’ye biraz aşina olan herkes bilir ki ilk bine giren öğrenciler şifreli olmayan soruları da yanıtlamış olmak zorundadır ve dolayısıyla ilk bine giren öğrencilerde şifrenin kullanıldığını ispat etmek zaten olanaksızdır. Dolayısıyla ilk bine giren öğrencileri incelemeye almak demek skandalın üstünü kapatmak için delil yaratmak anlamına gelir ki bu da insanları aptal yerine koymaktır.
Suçluların taktiği: “En iyi savunma saldırıdır”
Tablo bu kadar açıkken yolsuzluğun failleri için “en iyi savunma saldırıdır” taktiğinden başka bir seçenek kalmamıştır. Cumhurbaşkanı bu tablodan “ikna!” olduğunu açıkladıktan sonra gerçeklerin değil de Reis-i Cumhur’un makamının ağırlığıyla ikna olanların açıklamaları peşi sıra gelmiş ve adeta merkeziyetçi bir yapının söylemde ve eylemde birlik ilkesine uygun biçimde “AKP’yi ve Cemaati yıpratmak isteyenlerin komplosu” söylemi yürürlüğe sokulmuştur. Ali Demir öğrencilere yazdığı mektupta nedense konuyla ilgili haber yapanlar hakkında resmi işlem yapıldığını zikretme gereği duymuştur. Saldırı sözde kalmamış polis eliyle eylem yapan öğrencilere cop ve gözaltı olarak da somutlaşmıştır. Başbakan Erdoğan “biz de 10 bin genci yığarız” diyerek hakkını arayan öğrencilere gözdağı vermeye kadar işi ileriye taşımıştır.
Suç ortadadır: Üniversite giriş sınavlarının ilk basamağında yolsuzluk yapılmıştır.
Suçlu ortadadır: Sadece ÖSYM değil, hiçbir ciddi açıklama olmadan ikna olanlar, halkı bilinçli biçimde yanıltmaya çalışanlar ve nihayet hakkını arayanlarla gelişmeleri haber yapanları tehdit edenler suçludur.
Çözüm ortadadır: Derhal ÖSYM’nin kapıları Öğrenci temsilcileri ve sendikalardan oluşan bağımsız bir araştırma komisyonuna açılmalıdır. Komisyonun bulgularına göre şifreciler cezalandırılmalı gerekirse YGS iptal edilmeli ve sınav tek basamağa indirilmelidir.
Ancak tüm bunlar da adaletsizliği gideremeyecektir. Şifreli ya da şifresiz adaletsizlik kaynağı olan giriş sınavları tamamen kaldırılmalı herkese eşit, parasız yükseköğrenim olanağı sağlanmalıdır. Bunun için bir devrim mi gerek diyorsunuz? Zaten bu pisliği ancak bir devrim temizleyebilir.










